Davranışlarımızı şekillendiren sosyal etkiler üzerine
Davranışlarımıza etki eden sosyal etkiyi öncelikle uyma, kabul etme ve itaat olarak sınıflandırabiliriz.
Uyma, bireylerin düşünce ve davranışlarının ait oldukları grubun normlarına uyacak şekilde değiştirmesidir. Kalabalık caddede iki kişinin dikkatlice bir noktaya baktığını gören kişinin aynı noktaya bakması uyma davranışıdır. Eğer uyduğu davranışın doğruluğuna gerçekten inanıyorsa benimseme, inanmıyorsa ve reddediyorsa benimsemiş görünme denir.
*Muzaffer Şerif'in otokinetik etki deneyi* ni benimseme sonucu oluşan uyma davranışını daha iyi irdeleyebilmek için ele alacağız. İlk araştırmada karanlık bir odada her katılımcı bir ışık noktasına dikkatli bir biçimde bakar ve kaç cm hareket ettiğini tahmin ederler. Birkaç sefer tahmin ettikten sonra belli bir mesafede karar kılarak tahminlerini bu doğrultuda yaparlar. Buna her katılımcının kendi standardı diyeceğiz. 2. araştırmada bu kişiler bir arada bulunurlar ve sesli tahmin ederler. Tahmin edenlerin sayısı ve tekrarı arttıkça toplumun aklı belli değerde karar kılar. Buna toplumun standardı diyeceğiz. 3. araştırmada katılımcılar yeniden tek başlarına odaya alınıp fikirleri sorulur. Toplum standardının verdikleri ortak akıla göre hareket ettikleri ve kendi standartlarını terk ettikleri ortaya çıkar. Bu çalışmanın sonucu olarak kişilerin toplum standartlarını, kendi standartlarının yerine tercih ettiklerini söyleyebiliriz. Tek başlarınayken de toplum standartlarını kullanmaları bu standartlara gerçekten inandıklarını ve benimseme sonucu ortaya çıkan uyum davranışında bulunduklarını gösterir.
*Solomon Asch'in uyma deneyi* ni benimsemiş görünmeye örnek olarak açıklayacağım. 2 kart ve bu kartlardan soldakinde tek bir çizgi, sağdakinde bu çizgiden kısa, uzun ve aynı uzunlukta olan toplam 3 çizgi vardır. Her katılımcının bu soldaki çizgiyle aynı uzunluktaki çizgiyi seçmesi gerekmektedir. Katılımcıların yanındaki kişiler deney asistanlarıdır ve deneye yardımcı olmaktadır ancak katılımcımız bunu bilmemektedir ve en son katılımcımıza söz hakkı verilmektedir. İlk birkaç soruyu deney asistanları bilerek doğru cevaplar ve deneğimiz de doğru cevaplar ancak sonraki sorularda deney asistanları bilerek yanlış cevaplar ve katılımcımız da doğruyu bildiği halde yanlış cevaplamıştır. Katılımcıların %35i cevapları bariz biçimde ortada olmasına rağmen grup yargısına uymuş ve soruyu yanlış cevaplamıştır. Daha sonra katılımcımız grup görüşünün yanlış olduğunu daha öncesinden farkettiğini söylemiştir. Sonuçta kişinin benimsemiş göründüğü uyma davranışında grubun görüşü reddedilmesine rağmen (aptal ve uyumsuz birisi olarak görünmemek için) kişi bu görüşü(sosyal aklı) benimsemiştir. İlk çalışmada(benimseme) toplum baskısı ortadan kalktıktan sonra bile toplum kararlarına uyulurken 2. çalışmada(benimsemiş görünme) toplum baskısı ortadan kalktığında toplum kararlarından vazgeçilmiştir.
Grubun birey üzerinde bilgi sağlayıcı etki ve normatif etki olmak üzere iki değişik türde etkisi vardır. Grup bize sosyal gerçekler hakkında bilgi sağlar. Örneğin iyi bir insan olup olmadığımızı grubun bize verdiği bilgi ölçüsünde karar veririz. Grubun sürekliliği için ayrıca belli normlara da sahip olmamız gerekir. Eğer bu normlara uymazsak sosyal yönden ağır sonuçları olan gruptan dışlanma durumuyla karşılaşırız.
Uyma davranışımızı belirleyen etkenlerden bireysel özelliklere, grup özelliklerine ve ortam özelliklerine göz atacağız. Bireysel özellik olarak bağlanma ihtiyacımız, kendimize güvenimiz, bağımsızlık duygumuz gibi birçok faktör değerlendirilebilir. Bağlanma ihtiyacı yüksek, kendine az güvenen, grup içi statüleri düşük insanlar grubu daha çekici bulacak ve gruba bağlanacaktır. Kendini grup içinde var edebilecektir. Sürekli grubun aksine davranışta bulunan insanlar aslında karşıt-uyma davranış paternine sahiptir ve bu da bir çeşit uyma davranışıdır. Gerçekten bağımsız olan kişi grubun fikirleri kendi fikirleriyle uyumlu olduğunda grubu desteklerken çatıştığında kendi fikirlerini cesurca savunabilmelidir. Asıl mantıklı ve olması gereken görüş budur. Grup özelliklerine geçecek olursak grup boyutu önem kazanır.3-4 kişilik bir grup kişiye en üst düzeyde grup baskısı yapabilir. Grupta daha az kişi bulunduğunda etkisi azalırken, daha fazla kişi bulunduğunda etkisi bariz bir biçimde artmayacaktır. Grubun belli konuda söz birliğinde olması da etkisini artıran bir başka faktördür. Ortamsal özelliklerden belirsizlik faktörü incelenmelidir. Belirsizlik arttığında kişinin gruba uyma eğilimi yani sürü psikolojisi durumu artmaktadır.
Uyma davranışında azınlık etkisine de değinilmelidir. Azınlık;tutarlı, açık görüşlü ve çoğunluk görüşle sadece belli görüşün farklı olduğu durumda çoğunluk görüş tarafından daha fazla kabul edilir ve onları etkileme ihtimali artar. Öte yandan tartışmaya kapalı, dogmatik fikirli insanın azınlıkken çoğunluk grubu etkileme şansı yoktur.
Davranışlarımıza etki eden diğer etken kabul etme durumudur. Uymada davranışımız istek biçiminde değilken(güdü şeklinde), kabul etmede davranışımız istektir. Statüsü yüksek kişilerden gelen, yüzyüzeyken dile getirilen, birden fazla kişi tarafından dile getirilen isteklerin karşılık alınma yani kabul edilme ihtimali çoktur. Öte yandan kişilerin belli durumları kabul ettirmek için uyguladıkları bazı manipülasyon teknikleri vardır. İnsanın kendini sevdirme ihtiyacını bilenler onun bu duygularına hitap ederek isteklerini kabul ettirebilirler. Karşılıklılık normunu bilenler yani insanın kendine yapılan iyiliği iyilikle karşılık verme durumunu göz önüne alanlar karşıdaki insanı bu şekilde manipüle edecektir. Çoklu istek taktiğini bilenler reddedileceğini bildiği düşünceyi öne sürüp daha sonra asıl isteyeceği durumu söyleyerek kabul edilme şansını artıracaktır. Sonuçta ilk istek daha sonraki isteğin zeminini hazırlayacaktır.
İtaat konusuna da değineceğiz. İtaat, toplumsal düzenin sağlanması ve devamlılığı açısından önemlidir. Kabul etmeden farklı olarak itaatte isteğin kaynağı otoritedir. İtaatle ilgili en önemli deneylerden biri *Milgram'ın itaat deneyi* dir. Araştırmacı, denek(öğretmen) ve öğrenci(asistan) dan oluşan deney seti tasarlanır. Araştırmacımız ve öğretmen aynı yerdeyken öğrencimiz yan odadadır. Deneğimiz öğretmen rolündedir ama bu role kurayla geçtiğinin bilincindedir ve öğrencisine ceza olarak elektrik verecektir. Araştırmacı deneyin amacının cezanın öğrenmeye etkisi olduğunu açıklar. Öğrenci soruyu her yanlış bildiğinde 15 volt arttırılarak 15 volttan başlanacak şekilde 450 volta kadar arttırılacaktır. Öğrenci rolündeki asistanımız ise her elektrik verişinde acı, inleme sesleriyle deneğimizi kandırmaktadır ama deneğimiz bunun bilincinde değildir. Denekler farklı sosyal sınıf, eğitim düzeyi ve cinsiyetten seçilmiştir ve otorite deneklerimizin deneyle ilgili içlerini rahatlatarak şoku maksimum doza çıkmalarını sağlamıştır. Deneklerin %65'i otoritenin emirlerini uygulayarak maksimum şok düzeyinde asistanımıza elektrik vermiştir. Bu deney otoritenin sosyal etkisine örnek olarak verilebilir. Hepimizin çocukluktan getirdiği bazı sosyal örüntüler vardır. İtaat de bunlardan biridir. Ebeveynlere, öğretmenlere, polislere, patronlara vb. otoritelere itaat etmemiz gerektiği bize öğretilir ve itaat etmezsek cezalandırılırız. Ebeveyne itaat etmeyen cezaya maruz kalır. Polise itaat etmeyen tutuklanır. Öğretmene itaat etmeyen başarısız olur. Yani kısaca küçüklükten beri itaat bizim kodlarımıza işlemiştir.
Grupların davranış düzeyimize olan etkilerini birkaç kavram üzerinden daha işleyip bitireceğiz. Öncelikle sosyal hızlandırma kavramını ele alacağız. Diğer insanların gözlemi ya da varlığı doğrultusundexa yaptığımız işin kalitesinin ve performansının artmasına sosyal hızlandırma denir. Futbolcuların kendi taraftarları önünde daha iyi oynamasının bir nedeni de budur. Bazı durumlarda ise gözlenmemiz performansımızın düşmesine yol açar. Sınavda veya sunum yaparken bu durumla karşılaşabiliriz.
Bu iki tezat durum genel uyarılmışlık haliyle açıklanabilir. Genel uyarılmışlık hali; kas gerimindeki artış, tetikte olma hali ve anksiyete ile birlikte ortaya çıkar. Uyarılmışlık düzeyi arttıkça kişinin iyi öğrenip otomatikleştirdiği davranışları gösterme ihtimali artarken kompleks analiz yapmasının gerekli olduğu durumlarda ise performansına ket vurur.
Tanık etkisine geçelim. Acil bir durumdaki kişiye yardım edilmesi gerektiğinde insanlar sessiz ve tepkisiz kalmayı tercih ederler.Tanık etkisinin temelinde bilgi sağlayıcı etki, değerlendirilme kaygısı ve sorumluluğun yayılması yer alır. Diğer insanların yardım etmemesi(bilgi sağlayıcı etki) bizde olayın aciliyetinin olmadığını, acilse bile olaya müdahale edilmemesinin gerektiği sonucuna varmamıza yol açar. Bu durumda toplumdan veya gruptan olumsuz olarak etkileniriz. Her insanın içinde diğer insanlar tarafından olumlu değerlendirilme arzusu vardır. Eğer kişi acil olaya müdahale ederse ve yanlış iş yaparsa toplum tarafından dışlanıp olumsuz değerlendirilip grup dışına atılabilir. Bu duygu da kişiyi yardım etmekten alıkoyacaktır. Acil durumla karşılaştığında eğer kişi yalnızsa yardım etme sorumluluğunu kendisinde hisseder ama eğer bir grup içerisindeyse bu sorumluluğun kişilerin sayısına bölündüğünün farkındadır ve bu istemsiz düşünce kalıbı kişinin hareketsiz kalmasına vesile olur.
Sosyal ket vurma davranışında kişinin toplum içinde iş yaparken yalnız olarak yaptığı işe göre daha az efektif olduğu gösterilmiştir. Özellikle her bir kişinin yaptığı işin belli olmayıp grubun yaptığı iş belliyken bu olgu daha da ön plandadır.
Öz denetimin ortadan kalkmasında bireyler grup içerisinde normalde yapmayacakları davranışları daha rahat yaparlar. Futbol maçındaki taraftarlar ve seçim mitingindeki vatandaşlar bu etkiye örnek olarak gösterilebilir. Kişilerin yalnızken imtina edecekleri davranışları içinde bulunduğu popülasyon içerisinde güle oynaya yaptıklarına şahitlik ederiz. Kişiler, toplum içerisinde kimliklerini kaybetmişlerdir ve anonim toplumun kimliği belirsiz şahıslarından birisi olmuşlardır.
Kaynakça: 1)Davranış bilimlerine giriş kitabı-Prof. Dr. Orhan Aydın
Yorumlar
Yorum Gönder